1912 yılı, savaş yorgunu bir ülke... Adapazarı büyüyen ve verimli topraklara sahip bir kasaba. Yoksulluk ve savaşlardan dönmeyen bir baba, Mustafa Beyi 17 yaşında el arabasında köfte satarak hayatını kazanır duruma getirmişti. Lakin hayatta kalma yolu bir tek köfteleri olunca, Mustafa Bey gece gündüz çalışıp Adapazarı merkezinde sevilen bir köfteci olmayı başardı. Daha sonra biriktirdiği tüm varlıkla Alaeddin Beyi kendine ortak alarak günümüzdeki yeri olan Adapazarı, Yenicami'deki dükkanı satın aldı. Dükkana geçmekle birlikte yeni bir mücadele başlamıştı, fakat bu sefer iki ortak canla başla ürünlerin kalitesini ve çeşitliliğini arttırdı, Yenicami içinde ıslama köfte ile kendine sağlam bir yer edindi. Kurtuluş savaşı sonrası ekonomik kalkınmayla büyüyen Türkiye ve Adapazarı için de anlamlı bir laf olan "Ne kadar ekmek... o kadar köfte" hiç eksik olmazdı dükkanda bu dönemde. 1950'lere gelindiğinde Mustafa Bey'in vefatıyla ve varisinin olmaması sebebiyle Alaeddin Bey dükkanın tamamını devraldı. Mustafa Bey'in tutkusunu paylaşan Alaeddin Bey, ıslama köfteciliği ve birikimini oğullarına aktararak dükkanın devamını sağladı. Bir sonraki jenerasyon, ıslama köfteye piyaz gibi lezzetler katarak ve mahsul kalitesini en üst standartlara taşıyarak Meşhur Köfteci Mustafa markasını büyüttü.

Tüm başarımızın ardında köftecilik sanatını geliştirme ve bu yenilikçiliği geçmiş değerlerle uzlaştırma düşüncesi mevcut. Alaeddin Bey zamanından beri olan 60 senelik şeflerimiz, 25 senelik ustalarımızla değerlerimizden ve birikimimizden ödün vermiyoruz. Dükkanın atmosferi ilk kurulduğundan beri değiştirilmedi, buna ahşap lambirilerden 1930'lardaki Adapazarı'lı ressamlardan tablolar dahil. Buna lakin çeşitli medya mecralarında emeğimizin tanınması ürünlerimizi sürekli geliştirme çabalarımızın bir kanıtı oldu.